İsminin hakkını verip yereli başarıyla modernize eden bir örnek, Neolokal

Karaköy’deki Bankalar Caddesi’nde, muhteşem bir yapı olan SALT Galata’nın üst katındaki Neolokal, son yılların yükselen “modernize edilmiş Anadolu lezzetleri” akımını sürdüren ve bence mantığını da iyi yansıtan yerlerden biri. Buranın hem tadım menüsünü denedim hem de tesadüfen, iş sebepli davet edildiğim bir kokteylde normalde menülerinde olmayan bazı yemeklerini tatma fırsatım oldu. Rahatlıkla diyebilirim ki kaliteli malzeme kullanan, özenli yemek yapan ve abartıya kaçmadan -fakat renklerle oynamasını da iyi bilerek- güzel sunumlarla buluşturan bir yer Neolokal. Nitekim şefi Maksut Aşkar da artık iyi bilinen isimlerden biri oldu…

Aslında ilk gidişte aklımızda tadım menüsünü denemek yoktu, fakat menü içeriğiyle kıyaslayıp fiyatını da mantıklı bulunca rotayı buna çevirdik. İyi ki de öyle yapmışız, böylece 12 farklı yemek ve 3 farklı tatlı tadarak mekanın yemek çeşitliliğine dair gayet kapsamlı bir fikir edindik ve doğrusu memnun da kaldığımız bir akşam oldu.

Sol önde muhammara, zeytinyağının arkasında ızgara sebzeler ve sağ önde topik.

İlk fotoğraftaki başlangıçlar muhammara, ızgara sebze ve topik. Topik en sevdiğim mezelerden biri olduğu için onu özellikle merak ettim, keza muhammara da, sebze de çok severim. Topiğin tahin sos içinde yüzen adacıklar gibi sunumu çok hoş, görüntüsü de eğlenceli. Tat olarak bakarsak daha iyi topikler yemiştim, lakin o tat için sanırım formatın da klasik format olması gerekiyor. Muhammaranın üstünde otlarla renkli renkli sunumu başarılı ve mezeye farklı bir formata büründürüyor. Genel olarak bu başlangıçların hepsinin sunumu gayet iyi, tat olarak da başarılı, fakat “muhakkak tadılmalı” sınıfında değildiler.

Sol önde minekop, arkada çerkes ördeği topları, sağ önde ahtapot.

Çilek rakısında marine edilmiş minekop, en merak ettiğimiz tabaklardan biriydi. Tanımı da, görüntüsü de iştah açıcı, fakat okuduğumuzda sanki daha fazlasını vadediyor gibiydi, sosunda aradığımızı tam olarak bulamadık. Buna mukabil altında fava ve üstünde renkli biberlerle sunulan ahtapot enfesti, denk gelindiğinde kesinlikle denenmesi gereken bir başlangıç! Çerkes ördeği topları ise çerkes tavuğunun bir versiyonu gibi, ondan ilham almış ama daha farklı ve lezzetli. Ördek etini bilhassa sevdiğim için manalı bulduğum bir versiyondu.

Sol önde açık içli köfte, arkada kadınbudu köfte, sağ önde ahtapotlu erişte

Sıcaklarda, disk halinde açılmış harcıyla içli köfte (şekli farklı, evet), yanında patates kadayıfıyla kadınbudu köfte ve ahtapotlu ev eriştesi görüyorsunuz. İçli köftenin lezzeti harikaydı, gerçekten tadı damağımızda kaldı. Böyle açık sunulunca sini oruğunu da andırıyor biraz tabii. Kadınbuduna gelince, kadayıf patatesler nefis ve çıtır çıtırdı, köfte ise biraz yavan kaldı. Ahtapotlu erişte ise çok ama çok lezzetli! “Belli ki hem iyi ahtapot tedarik edebiliyor hem de onu iyi işleyebiliyorlar” diye düşündüm, çünkü her iki ahtapotlu tabak da sıradışı lezzetteydi. Kesinlikle denemenizi öneririm.

Önde solda tirit, arkada mutancana, önde sağda ızgara minekop

Geldik ana yemeklere… Üç ana yemekten yalnızca ızgara minekop vasattı, sosu lezzetli olmasına rağmen balığı yeterince lezzetli bulmadık. Minekop benim ölüp bittiğim bir balık değil, ancak masadaki arkadaşlarımdan biri ciddi manada minekop seviyormuş, o üzüntüyle “Balıkta iş yok” dedi. O gün güzel balığa denk gelememişler herhalde… Gelgelelim diğer iki ana yemek de muhteşemdi! Mutancana, benim zaten çok sevdiğim bir Osmanlı saray yemeği, temel mantığı etin badem, kayısı gibi kuru yemişlerle lezzetlendirilmesine dayanıyor ve domatesin, biberin, salçanın olmadığı zamanlardaki mutfak kültürünü yansıtan önemli bir yemek. Tavukla da, kuzuyla da yapılabiliyor. Neolokal’de yediğimiz kuzu mutancanaydı ve kendisi de, yanındaki firik pilavı da çok başarılıydı. Gecenin esas yıldızı neydi peki? Bence katmer yufkasıyla gelen ördek suyunda pişmiş dana tiritti -hem de malzeme olarak ahtapotu çok sevmeme, haliyle ahtapotlu tabaklara bayılmama ve tirit hiç de öyle ölüp bittiğim bir yemek olmamasına rağmen! İşte tüm bu koşullara rağmen o tabağa “gecenin yıldızı” dedirtebiliyorsa bir şef, gerçekten “eline sağlık”tır. Allahım o ne nefaset! Sırf bu tiriti yemek için bile buraya tekrar gelinir dedirtti, muhakkak yenmeli!

Bu kadar yemeğin üstüne tatlı için pek yerimiz kalmamıştı, ama neyse ki tatlılar azar azardı. Ihlamurlu parfe biraz yavandı, ama yanındaki limon kreması çok çok iyiydi. Revani şahsen çok sevdiğim bir tatlı değil, yine de yanındaki armut sorbesi hatırına onu da sevdim, çünkü sorbeye, armutlu tatlılara bayılırım, ki bu gerçekten iyi bir sorbeydi. Frigo adıyla gelen çikolatalı parfe ise tek kelimeyle mükemmeldi, tadı çok yoğun ve çok doyurucu… Bu varken diğerlerine ben pek bakmam doğrusu!

Yemeklerin dışında mekana dair de birkaç şey söylemek gerekirse, iç dizaynının göz yormayan ve modern şıklığıyla birlikte mekanın manzarası da çok hoş, nitekim kendi sitelerinden fotoğraflara bakınca da görürsünüz. Geniş bir şarap listeleri ve -her restoranda bulunmayacak tarzda- küçük, nokta atışı bir kokteyl menüleri var. Yemek öncesinde armut püreli bir kokteyllerini deneyip çok beğendiğimi de ekleyeyim. Bence bir restoranın yemek öncesi iştah açan kokteyller sunabilmesi ciddi bir artı…

Velhasılı buradan memnun kaldım, kaldık. 15 tabaktan yalnızca dördü vasattı (yani kötü değil kesinlikle, sadece özel de değil), yedisi iyi, beşi ise yıldız seviyede. Bence gayet başarılı bir oran. Tadım menüsü için güncel fiyat 290 TL + %12 servis bedeli. (Buna alkol dahil değil, dilerseniz ayrıca şarap eşleştirmesi de alabilirsiniz.) Tadım menülerinde şöyle farklı ve bence güzel bir uygulama var, normalde birçok yerde tadım menüsü alındığında tüm masa tadım menüsü almak durumunda oluyor ve herkes aynı yemeği yiyor (bazen sadece ana yemeği seçme imkanı oluyor, ama işte o kadar). Oysa Neolokal’de her kişi 5 farklı tabak seçebiliyor, böylece örneğin 3 kişi gittiğinizde -bizim yaptığımız gibi- 15 farklı tabağın tadına bakabiliyor, tabir-i caizse “menüyü yiyorsunuz”. Tattığımız onca tabaktan sonra rahatlıkla söyleyebilirim ki, bence Neolokal, ismiyle iddia ettiği bu “yerel lezzetleri yeni biçimde yorumlama” işini iyi kıvırmış.

Restoran üzerine iki notla bitireyim. Birincisi, bu tarz hemen tüm restoranlarda olduğu gibi, menüde zaman zaman değişiklikler oluyor (ki bu olmasını istediğimiz/beklediğimiz bir şey), yine de kontrol ettiğimde güncel tadım menüsünde benim denediğim yemeklerin bazılarının hâlâ bulunduğunu görebilirsiniz. İkincisi, Covid-19 dönemine özel olarak Neolokal da “Evde Neolokal” diye bir uygulama yapmış, önden siparişleri alıp teslim ederek ev ortamında fine dining lezzetlerini tecrübe etmemizi sağlıyorlar. Bunu çok olumlu buldum. Detaylı incelemek isterseniz buradan bakabilirsiniz.

Her şeyin normalleştiği zamanlarda yine restoranın içinde, kendi ortamında, kendi havasıyla bu yemekleri yiyebilmek ümidiyle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s