Favori siyah çayım, Lady Grey

Ne zamandır çay yazısı yazmadığımı fark ettim. Oysa şu buz gibi havada, nefis bir çay harika gitmez mi? Ben de size en sık içtiğim, en sevdiğim siyah çaydan bahsetmek istedim.

Çay denince akla İngiliz çayları sık sık gelir, ki normal, hakikaten güzel harmanları var. Benim farklı çay evlerinin siyah çay harmanları içinde en çok sevdiğim günlük çay ise Twinings’in Lady Grey’i… Evet “Lady”, yani bu kez Earl değil, malikanenin “hanımı”yla müşerrefiz! Efendim şimdi bu çayın Earl Grey’den farkı ne? Neden Earl Grey değil de Lady Grey? Earl Grey, genelde siyah -tercihen Assam- çayına bergamot yağının verdiği aromayla elde edilir. Lady Grey’de ise buna ilave olarak bergamot kabuğu, portakal kabuğu ve mavi kantaron çiçeği bulunur. Çok daha aromatik olduğu için şahsen ben bir bergamot aşığı olarak bu çayı daha çok seviyorum.. İçtiğinizde muazzam ferahlık veriyor Lady Grey ve İçerken meyve notalarını rahatlıkla alabiliyorsunuz. Tozlu olmayan, aşırı kıyılmamış tüm çaylarda olması bekleneceği gibi gayet berrak, kırmızı bir rengi var ve tortusuz. Tabii bu özelliklerin görülebilmesi için -her çayda olduğu gibi- çay demlemenin kurallarına uymanız gerek: klor kokusu gibi istenmeyen kokulardan azade iyi bir içme suyu kullanmalı, 85-90 derece civarında (asla kaynamayan!) su tercih etmeli, çayı suyun içinde kaynatmamalı, “demleme” adı altında uzun uzun bekletmemeli, istenen deme ulaşıldığında ise hemen süzmelisiniz, zira içinde yaprağıyla bekleyen çay illa ki acılaşır ve çabuk bayatlar.

Bu kez çayımın eşlikçisi ise 85 yaşlarında bir Royal Albert Crown fincanı, yani İngilizleri eşledik. Ama modelin adı “American beauty”, ilk kez 1927’de üretilmeye başlanmış ve çok sevilince taa 1998’e kadar üretilmiş. Peki o zaman elimizdeki fincanın kaç yaşlarında olduğunu nasıl anlıyoruz? Altındaki damgadan. Bu tarz köklü firmaların hangi yıllar arasında hangi damgayı kullandığını listeleyen siteler mevcut, böylece elinizdeki fincana bakarak yaşını öğrenebilirsiniz.



Benim zevkime göre, bir bone china olarak incecik porseleni ve desenleriyle çaya çok yakışan bir tarzı var, elbette klasik sevenler için. 4-5 ufak kurabiyenin anca sığdığı pasta tabağının minikliği ise bana günümüzde porsiyonların aslında ne kadar da büyüdüğünü düşündürtüyor! Eskiden demek ki böylesi devasa değilmiş tatlı ölçüleri…

Bu çayı denemek isterseniz, duty free’lerde rahatça bulunuyor (Türkiye içi fiyatı biraz saçma hale geldi son birkaç ayda) ancak eskisi gibi “orta fiyatlı bir çay” olarak tarif edemiyorum ne yazık ki, zira liranın değer kaybetmesinden sonra Euro ile fiyatı da biraz yüksek kalmaya başladı. Ancak hâlâ -evet hâlâ!- sıradan market çaylarından aslında daha ekonomik oluyor, çünkü daha kaliteli çaydan çok daha az koyarak daha fazla çay demleyebiliyorsunuz, her şeyin kalitelisinde olduğu gibi daha uzun ömürlü… Bununla birlikte, birçok markanın bu orijinal Lady Grey harmanına benzer harmanları mevcut, Lipton’dan Beta Tea’ye kadar. Tabii Lady Grey ismi tescilli olduğu için onu kullanamıyorlar. Ama çayda bergamot kabukları ve mavi kantaron çiçekleri görüyorsanız bingo, işte o Lady Grey’den “ilham alarak” yaratılmış harman. Tabii ki en hoşunuza gideni bulmak için denemeler yapmanız lazım, fakat eminim ki yeterince deneme yanılma ile hangi markanın harmanının damak tadınıza uygun olduğunu bulabilirsiniz.

Yeni çaylar denemek isteyen ama başta çok cesur adımlar atmaya çekinen çay düşkünleri, buyrun bu çayla başlayın!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s