Urla’ya yol düşürten bir şef restoranı: Od Urla

Birçoğumuz Covid-19 sebebiyle havaalanına yanaşmak istemediği için arabayla ulaşabildiği yerlere gidiyor, yurtdışı tatil yerine yurtiçi tatillere yöneliyor. Ben de benzer bir durumdayım. Ancak bundan yine de keşiflerle dolu bir hal yaratma imkânı olduğunu düşünüp, çok merak ettiğim Od Urla‘yı ve Urla Şarapçılık’ı deneme vesilesi yarattım! (Şarap tadımını okumak isteyenler buraya.)

Od Urla için hem “Vasat yahu!” hem “Çok başarılı!” diyen yorumlar duyduğum için neyle karşılaşacağımı doğrusu merak ediyordum. Sonda söyleneceği başta söylemeyi severim, kendi adıma yolu uzatıp gittiğime sevinecek derecede memnun kaldım. Tabii şunu da baştan söyleyeyim, bu tarz değişken menüleri olan mekânları değerlendirmek aslında zor. Bu menüden memnun kalıp başka bir menüde hayal kırıklığına uğramak mümkün…

Od Urla, “tarladan sofraya” (farm to table) prensibiyle işleyen, mevsimine göre ve taze malzeme kullanmayı önceliği olarak belirlemiş bir şef restoranı, başında da Osman Sezener var. Restorana yürürken tarlaların, zeytin ağaçlarının içinden geçiyorsunuz. Eh, bunun olabilmesi zaten İstanbul’un göbeğinde pek mümkün değil. Bu manada, yurtdışında daha köklü, Türkiye’de yeni yeni yerleşen “büyükşehrin dışında, sırf oraya yemeğe gitmek için rota belirlenen” restoranlar ekolünden diyebiliriz. (Yanlış bilmiyorsam bu ekol Türkiye’de El Bulli sayesinde daha bilinir olmuştu, öncesinde bilmem bu kadar biliniyor muydu?)

Gittiğimizde gündüzdü ve hava çok sıcaktı, bu sebeple bahçede oturmadık. Ama oldukça geniş, yeşillikler içinde, hani şu ağza sakız edilen “keyifli” kelimesinin hakkını verecek bir bahçeleri vardı. Yine de, tavana kadar uzanan camlar sayesinde içerisi de gayet ferahtı. Tasarım göz yormuyor, hem modern ama hem de soğuk değil. Açık mutfak önündeki bar da çok şık. Biraz salonun diğer tarafında, eezervasyonumuzun olduğu masaya alındık ve garson bey menü için bize yardımcı oldu.

Biz mümkün olduğunca çeşit denemek istediğimiz için tadım menüsü aldık ve buna garsonun önerdiği bir anayemeği de ekledik. Tadım menüleri birden fazla ve elbette dönemsel olarak da değişiyor. Beni şaşırtacak şekilde, Od Urla’da tek tadım menüsü almak mümkün, çoğu yerde tadım menüsü alınacaksa tüm masanın sipariş etmesi gerekiyor. Burada böyle olmaması bir müşteri olarak beni çok mutlu etti, hemen +1 puan haneye yazıldı. (Ancak birçok yerde masaya hem tadım menüsü hem alakart servis yapmak mutfak ve servis açısından sorun yaratabilir, o yüzden bunu tercih etmeyen mekânlara da bir şey diyemiyorum. Her mekân elbette ki kendi işleyişine sahip, kötü deneyim yaşatmaktansa kuralları baştan koyan mekânlar doğrusunu yapıyor.) Siparişi verdikten sonra önden bir kokteyl, baharatlı ekşili bir kuzukulağı, cinle hazırlandı, on üstünden on verdim. Güzel başlangıç izlenimi devam ediyor, hadi bakalım…

Masaya evvela beş farklı ekmeğin olduğu sepet ve restoranın kendi zeytin ağaçlarından üretilmiş bir zeytinyağı geliyor. Hafif, ancak lezzetli bir yağ, başarılı ekmekler. İlk başlangıç şefin ikramı, köz biber tadının baskın olduğu bir gazpacho ve peynir dolgulu bir şu (choux). Gayet lezzetli, aklımdan “Demek şu denen meret kremayla olduğu kadar tuzluyla da iyi gidiyormuş” cümlesi geçiyor. Sırada üstünde bahçeden kiraz domatesler ve taze kekikle gelen, vanilyalı zeytinyağı ile sunulan Tire çamur peyniri var. Vanilya tadı hiç gelmedi, fazla hafif kalmış. Peynirse hoş ve lezzetli, fakat bir özelliği var mıydı diye sorarsanız ne yazık ki vardı diyemem: İyi bir lor nefasetinde, güzel, ama karakteristik tadı olmayan bir peynir. Yanında yağlı domates sosuyla servis.

Sırada tüm tadım menüsü içinde en başarılı bulduğum tabak var, oldukça koyu kıvamlı harika bir narenciye sosu içinde gelen ahtapot. Narenciyeli sosları çok seven, ahtapotu da çok seven ben için on üstünden onluk bir kompozisyon. Sosun kendisini tatmanızı cidden çok isterdim, yağ narenciye içinde harika homojenize edilmiş, hafif kalınlaştırılmış. Bu kalınlaştırma önemli, çünkü narenciye suyu gibi oldukça sıvı bir yapının ahtapot üstünde kalabilecek bir dokuya geçmesini sağlıyor -bu doku için elma pektini kullanılmış olabilir. Sonuçta ahtapotla sosun mükemmel uyumu yakalanmış. Söylenecek çok bir şey yok çünkü tabak kusursuz.

Ardından gelen tabak keçi peyniri soslu midye. Keçi peyniri tanımını detaylandırmamışlar, ama bu peynirin çok daha karakteristik bir tadı olmasından yola çıkarak çok genç, büş tarzı bir peynir olmadığını düşünüyorum. Kokusu keçi peynirinden çok rokfor tarzı bleu’leri anımsatıyor, ki bu bizim için iyi bir şey, zira seviyoruz böyle peynirleri. Midyenin tadını biraz bastırıyor, ama midyenin dokusu çok diri, canlı. Sunumu ekstra güzel, gerçi bütün servis ekipmanı çok şık, bilhassa özel tasarım tabaklar… Özenildiğini hissettiriyorlar.

Kaparili, zeytinli “modern pilaki” üstünde gelen kaya levreği ise menüdeki tat eşleşmesi açısından en zayıf tabak. Bence fasulye tadı ne bu yaz menüsüne ne de balığa yakışmış. Ben fasulyeye zaten pek bayılmam, ama elbette değerlendirmemi bunun üstünden yapmıyorum. Bence bu tabakta esas sorun, onun kuvvetli tadının balığın çok çok önüne geçmesi olmuş.

Bu kadar deniz mahsülünden sonra ağzımızın tadını değiştirmek için köz biber ve domatesli sorbe geliyor. Biber tadı domatesten çok daha baskın, oldukça da lezzetli. Altındaki kırıntılar ise oldukça kuvvetli bir tereyağı tadına sahip, seven için çok lezzetli bir ikili olabilir.

Bunun ardından kuzu gerdana sarılı iç pilav geliyor. İşte bu enteresan bir tabak, zira sosu blendırdan geçirilmiş patlıcan dolma. Sos cidden likit patlıcan dolması tadında, kıvamlı ve başarılı bir sos, hatta tadınca “Acaba bol sulu bir patlıcan dolması yapıp kıvamlı bir çorbaya mı dönüştürsem, çok iyi fikirmiş!” dedim. Tabaka olarak gözüken kısım ise sosun yayılıp kurutumuş hali, yani aynı lezzeti farklı dokuda sunuyorlar. Dokuların lezzeti nasıl etkilediğini görmek için güzel bir deneme. Kuzu gerdan ise yumuşaktan da yumuşak bir et, iç pilav ve bu sosla uyumlu ve lezzetli. Normalde tabakta ayrı ayrı yan yana gelebilecek olan gerdan, iç pilav ve kuru patlıcan dolmasını bu şekilde bir araya getirmek bence başarılı bir “tanıdık lezzeti modernize etme” çalışması.

Tadım menüsünün tuzluları burada biterken sipariş ettiğimiz diğer ana yemek zincire ekleniyor. Garsonun tavsiyesi ile “dana kuyruk etli lavaş” söylemiştik. Başta pöç zannedip bu yemeği esgeçmiştik (pöç ikimize de ağır geliyor), garson tavsiye edince de pöç sevmediğimizi söyledik. Ancak garson “Hayır pöç değil, bu yemekte kullanılan hayvanın kuyruk yerine yakın ancak yine gövdedeki etidir” deyince siparişe ekledik. Çok da iyi bir tavsiyeymiş, işte beklediğimiz garson tipi. Menüde hamurun bilgisi lavaş diye geçse de tadının ve kıvamının pizza ile pide arasında olduğuna karar verdik. Peyniri, eti cidden çok lezzetliydi, sos olarak kullanılan incir sos çok yakışmıştı, hatta daha bol bile konabilirdi. Bence yiyecekseniz sosunu bol isteyin.

Tatlı olarak vişne sosu içinde gelen parfemsi mus, yoğun çikolata tadıyla çok başarılı. Ama esas tebrik kahveye gitsin benden. Çok ciddiyim, bir restoranda bu kadar iyi yapılmış espressoya nadir rastlıyorum. Kalkmadan soracaktım lakin aklımdan çıkmış; makineleri, kahveleri her ne idiyse, baristaları kimse bravo.

Gelelim servise… Açıkçası başta gayet ilgili ve nazik iki garson bizle ilgilendi. Masaya gelen her şey hakkında tek tek bilgi verildi, kokteyl dahi barmen tarafından anlatıldı. Ancak saat 17:30 gibi bahçeyi hazırlamaya başladıkları için garsonların çoğu oraya kaydı, son iki tabağı servis eden garson herhangi bir açıklama yapmadı. Şart mıdır, olmayabilir, ama servis tarzının devamlılığı açısından eksidir. Tadım menüsünde en sona yazılmış olan “şefin tatlı ikramları” nedir bilmiyoruz, zira gelmedi, biz de doymuş olduğumuz için sormadık. Ama eksi midir, eh unutmaları yine eksidir tabii bir yerde.

Belirtmeliyim ki tüm çalışanlar maskeli ve eldivenli, masada da masaların dezenfekte edildiğine dair not vardı. Bu açıdan bir sorun yok.

Geniş ve özellikli bir şarap, çay ve kahve menüleri var, sitelerinden incelemenizi öneririm. Ayrıca butik bir konaklama alanları da var.

Sonuç olarak ben gittiğim için son derece memnunum. Fiyat/performans dengesini de gayet iyi buldum. Konsept güzel, tabaklar iyi, yolunuzu azıcık uzatmayı göze alıp gitmenizi rahatlıkla önerebilirim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s