Gazete arşivlerinde yemek yolculuğu

Bundan aylar aylar evvel, kütüphanede oturmuş güzel güzel çalışıyordum. Belli bir dönemdeki gazeteleri tararken, serde yemek merakı olunca algıda seçicilik devreye girdi, yemekle ilgili haberlere gözüm kayıverdi.


Yıl 1989, kupürler ocak ve şubat aylarından. Pizza Hut Türkiye piyasasına giriyor, ilk şubesini Ataköy Galleria’da açmış. Galleria o zamanların ilk ve tek AVM’lerinden, pek “havalı”. İçinde paten kaymak için alan var, o derece… Henüz “Napoli pizzası olabilmesi için, kullanılan domatesin san marzano tipi olması gerekiyor” gibi bilgiler bir yana, İtalyan tipi pizza-Amerikan tipi pizza ayrım bile bilinmiyor. Haliyle Pizza Hut’ın Türkiye’ye gelecek olması büyük haber!

Pizza Hut benim için çocukken anne-babamla gitmeyi sevdiğim bir yerdi. Bilhassa İstiklal’dekini severdim, şimdi düşününce tavanı pek basık, pek daracık bir yerdi. Ama o yıllarda severdim. Ortaokul-lise yıllarında açık büfesindeki sınırsızdan -bilhassa doymak bilmeyen erkek ergenler- yemeyi severdik…

Pizza Hut, o günlerin parasıyla günlük 5 milyon lira ciro yapıyormuş. Ama oturan kalkmadığı için çok kuyruk bekleniyormuş. Yetkili müdür “Yemekler hızlı hazırlanıyor, bizden yana sorun yok, ama insanlar yavaş yiyorlar” diye veryansın ettiğine göre, henüz fastfood usulü hızlı hızlı yiyip kalkılmıyormuş o zamanlar. Güzel zamanlar…

Sonraki haber diyor ki, McDonald’s 86’da piyasa girdikten sonra fast foodçulardan Wimpy ve Jimmi’s de piyasaya girmiş, ama 89’da daha KFC ortada yokmuş. Bir de McDonalds’a özenen bir büfe adını Mac Donald yapmış, tabii davayı yiyince adını Mac Damat’a çevirmiş. (a.k.a. Türk esnafının telif haklarıyla tanışması 101)

Benim hiçbir zaman fastfood hamburgerle müthiş aram olmadı, ergenlikteyken bile… Abur cubursa mesele, ben hep tatlıları tercih ederdim, hâlâ da öyle. Çocukken birkaç kez McDonald’s’tan yemiş olsam da, yetişkin halimle hiç yememiştim. 2 sene evvel “Yahu ben bunun tadını ble bilmiyorum, dur bir deneyeyim” diye yedim, yine sevemedim. Ama sanırım McDonald’s ile özel bir uyuşamama problemim var, çünkü Burger King’in hamburgerini “çok açsam ve etrafta yemek yenecek hiçbir yer yoksa” alıp yiyebiliyorum en azından. Amerika’da da bazı hamburgercileri denediğimde In and Out ve Johnny Rockets’ı fena bulmamıştım. (Johnny Rockets Türkiye’de de bir süre bulunmuştu, ama sanırım yeterince ilgi göremediği için kısa sürede çekildi.) Haberde KFC’nin henüz gelmediği söyleniyor, ancak ben çocukken annemin sevdiğini ve birkaç kez yediğini hatırlıyorum. O yüzden ne zaman Türkiye’ye gelmiş diye baktım, aslında 89’un sonlarında o da gelmiş, lakin bende hiçbir iz bırakmamış. (Belki yetşkin halimle bir denemek gerekir?) Tadını hatırlamasam da, çocukluktan bir Wendy’s’i hatırlıyorum, Ortaköy’de tam göbekte bir şubeleri ve o dönem bana ilginç gelen çeşit çeşit sosları vardı.


Son haber ise bana üzücü geldi. Şimdi pek kıymetli olan mavi yengeçleri meğer Türkiye’de balıkçılar ağları parçalıyor diye öldürüp boşuna israf ediyorlarmış. Sonradan bu yengeçler ihraç edilmeye başlanınca kıymeti anlaşılmış, ama bu kez de yine ipin ucunu kaçırıp “katliam” niteliğinde avlama yaparak hayvanın soyunu tehlikeye atmışlar. Şimdi başta lüfer olmak üzere birçok balık için böyle haberlere denk geliyoruz, ne yazık ki zamanında yengeçler de bundan nasibini almışlar.

Kim bilir sizin hatırladığınız ne gibi eski markalar vardır…


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s